tüketim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tüketim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2020 Perşembe

Koronavirüsün Pazarlamaya Etkileri: Mevcut Durum ve Kısmi Projeksiyon

Koronavirüsle ilgili ekonomik çerçeve pek parlak gözükmüyor çünkü küresel bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Ekonomik ölçekte güçlü devletler bir şekilde bu krizi para basarak ya da varolan fonlarından halka dağıtarak geçiştiriyorlar. Ancak konunun pazarlama boyutunu hiç de ele alan yok.

Oysaki ürün ve hizmetlerin sirkülasyonu pazarlama tarafında sağlanıyor. Salgının etkisiyle birçok kişi evden çalışmaya başlayıp bazı ürün ve hizmetlere yönelik olarak (örneğin restoran, lokanta, sinema, kuaför ve eğlence merkezleri gibi) topluluk halinde hizmet sunulduğu için kısıtlamalar veya yasaklar geldiğinden bazı sektörler neredeyse durma noktasına geldi.

Bununla birlikte sağlık sektörüne gerçekleşen aşırı talep dolayısıyla kapasitenin üstüne çıkan sistemlerde büyük sorunlar yaşanıyor. Burada sadece sektörün yetersizliği değil test kiti ya da solunum cihazı yetersizliğinin etkisini gözlemleyebiliyoruz. Kısacası bu tarz test kiti veya solunum cihazı üreticileri bu kadar geniş bir kitlesel salgını öngörmemişlerdi. O yüzden bu yaşamsal gereçlerin üretimi artsa bile ihtiyacı karşılayamadığı için yetersizlikler olabiliyor. Ya da bu gereçlerin bazı hammadde veya malzemelerinin üretimi belli ülkelerde olduğu için ülkelerin kapıları kapandığında gerecin varlığı yanında bu gereçlerin alt bileşenlerinin eksikliğinin de  yetersizlik oluşturabileceğini de gördük.

Bilindiği gibi tedarik pazarlamanın bir parçasıdır. Örneğin Polonya Almanya girişinde tırların kontrollü geçişinin getirdiği trafik birçok kanalda haber haline geldi. Bu da ürün ve hizmetlerin ülkeler arasında taşınması depolanması teslimatı konusunda sıkıntıları ifade ediyor. Teslimat gecikmeleri gibi durumlara yola açan sınırların kapatılması gibi beklenmeyen durumlar ürün ve hizmetlerde yetersizliklere sebep olabiliyor.

Öte yandan sanayi ve fabrikaların olabildiğince az sayıda çalışanla sürdürülmesi de gündemde. Bunun dışında belli başlı üreticilerin ürünlerini tekel halinde bir ülkede üretmesinin de çok büyük sorunlar doğuracağını Çin örneğiyle gayet güzel gördük. Ya da  ucuz işgücü bulmanın aslında büyük risk almak olduğunu da.  Bu yüzden kilit noktalardaki teknoloji ve sanayi yatırımları da ülkesel hale dönüşebilecek ve üreticiler de belki montaj vb yerine kompleks üretimlere geçecek.

TV reklamlarında dezenfektasyon ürünleri, kolonya vb dışında fazlaca reklam vb görmüyoruz. Ama ilginç olan Louis Vuitton, Gucci, Dior gibi markaların el yapımı maskelerinin sosyal medyada paylaşılması gibi durumlar. Bu da insan yaratıcılığında ihtiyaçların bile lüks ürünlere dönüşebileceğini ifade ediyor.  Bunun dışında da evde boş zaman doldurmak için insanların yaratıcı yönlerinin geliştiğine şahit oluyoruz.

2020 Nisan ayı başında salgının Türkiye'de yayılmasının başlangıcıyla birlikte gıda sektörü ve hijyen ihtiyaçları yoğun şekilde talep görüyor.  Yani elzem şeyler üzerinde duruluyor. Ama Türk tüketicisi  en azından ABD'de olduğu gibi rafları talan etmiyor. Çünkü tedarik aktif bir şekilde gerçekleşiyor.

Bilhassa tüketim alışkanlıklarında davranışsal değişiklikleri gözlemliyoruz. Tüketiciler kendilerini koruma güdüsüyle temel ihtiyaç maddeleri alışverişine yöneliyorlar. Ancak insanlar günlük yaşıyor. Henüz 3-5 ay sonrasını düşünemiyor. hiç bir plan yapamıyor. Ama bir yandan da diital dönüşümün sosyalleşmeme gibi korkulara yol açtığı açık. Acaba sosyalleşmeye mi sosyalleşmemeye mi yol açıyor yoksa sosyalleşme mantığının değişmesine mi? Teknoloji bu seçimlerin hepsinde destek rol üstleniyor.

 Yaşlılara getirilen sınırlamalar da  yaşlı ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda yeni iş ve sektörlerin gelişebileceğinin bir göstergesi.

Gıda perakende sektörü gibi klasik satış ağırlıklı sektörler de dijitale kayma eğiliminde. Kısacası Coronavirüs dijitalleşmeyi hızlandırdı.

Bütün bunlar düşünülmeli..

Evet gerçekten de bütün bu olumsuzluklara rağmen insanlık bununla mücadelesini sürdürüyor. Bundan sonra artık alışılagelmiş pazarlama sistemleri eskisi gibi çalışmayacak. Evet bazı işler sona erebilir ama yeni iş ortamları hatta olanakları ortaya çıkacak. Şimdiden dünyada yeni bir sektörün geliştiğini söyleyebilirim. Sadece yaşlılara hizmet sektörü. Mecburen akan su yolunu bulacak. Yeterki aksın. 




30 Aralık 2013 Pazartesi

2013'ü kapatırken

Bir yıl daha sonlanırken ülkemizde bu yıl içinde gerek teknolojik gerekse sosyal boyutlarda büyük değişimlerin yaşandığını gözlemliyoruz.

Teknolojinin artıları ve eksileriyle yoğrulan bir yıl oldu 2013. Çok mücadeleci de aynı zamanda.
'Gezi Olayları' sessiz duran çoğunluğun sesini yükseltebileceğini gösterdi. Bu olaylar bana Makyavel'in Prens'ini hatırlattı. Bu kitapta bir devleti ele geçirmenin, yönetmenin ve korumanın yolları anlatılır. Zayıflık ve problemlerin çözülme usulleri hakkında bilgi verilir. Elbette teknolojinin bununla pek yakın bağlantısı olmasa da devlet yönetiminde bazı noktalarda zayıf kalmamak gerektiğinin uyarısı yapılır.

Teknoloji bize tüketim unsuru olarak gelse de aslında çok ciddi bir iletişim unsuru olarak da gelmiştir. Fikirler ve görüşler teknolojinin yardımıyla daha etkin bir şekilde çevremizde uçuşurlar. Bizler de algılarımız bağlamında bunları seçerek bir görüş oluşturur o görüş çerçevesinde hareket ederiz. Hatta iddialarımız konuşmalarımızı hep bu algılarımız yönlendirir.

Örneğin yaşamımıza ana akım medya kavramı teknolojinin yanlı ve yönlü kullanılmasıyla birlikte internet mecrası sayesinde girmiştir. Medyanın yanlı, yönlü, eleştiriye açık olmayan bir şekilde çalışması da sosyal medya kavramının yoğun işleyişine sebep olmuştur. Üstelik sosyal medya daha hızlı ve açık iletişim sunabiliyorken ana akım eleştirilerden uzakta kalmıştır.

Hırsızlık, yalan, dolan ve haksızlıkların mutlaka açığa çıktığı (eskiden daha uzun sürelerde ortaya çıkardı şimdi çok hızlı çıkıyor) ortada. İnsanlar değerlerini yeniden bulmalı ve kazanmalılar. Çünkü aramızdaki ve içimizdeki birçok güzel değerin bir kısmı küresel değerlere kurban giderken bir kısmı da çıkarlara kurban ediliyor düşüncesindeyim. Doğruluk, dürüstlük ve eşitlik temelinde bir yaklaşımın geliştirilmesi gerektiği açıktır. 2013 sanki bir dönüşüm yılı oldu.

Ben de Zeynep Oral'ın Yeni yıl dileklerini paylaşıyor herkese, tüm sevdikleriyle beraber daha güzel, daha mutlu,  sağlıklı,  iyi,  şefkatli, sevgi dolu ve her tür şiddetten arınmış bir yeni yıl diliyorum. 
Hırsızların, sahtekârların, ikiyüzlülerin, katillerin, işkencecilerin, utanması olmayanların yakamızdan düştüğü; İnsan onurunu, insan emeğini, insan yaşamını, kentlerin yaşamını, doğanın yaşamını yok sayanların aramızda dolaşamayacakları; Gülmenin, gülümsemenin, kucaklaşmanın, öpüşmenin, sevişmenin, direnmenin, düşündüğünü söylemenin, yazmanın, her yaşta “genç olmanın” yasaklanmayacağı günler diliyorum. 

2014 yılı umutla dolu olsun, hepinize sevgi ve saygılarımla,