pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2020 Perşembe

Koronavirüsün Pazarlamaya Etkileri: Mevcut Durum ve Kısmi Projeksiyon

Koronavirüsle ilgili ekonomik çerçeve pek parlak gözükmüyor çünkü küresel bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Ekonomik ölçekte güçlü devletler bir şekilde bu krizi para basarak ya da varolan fonlarından halka dağıtarak geçiştiriyorlar. Ancak konunun pazarlama boyutunu hiç de ele alan yok.

Oysaki ürün ve hizmetlerin sirkülasyonu pazarlama tarafında sağlanıyor. Salgının etkisiyle birçok kişi evden çalışmaya başlayıp bazı ürün ve hizmetlere yönelik olarak (örneğin restoran, lokanta, sinema, kuaför ve eğlence merkezleri gibi) topluluk halinde hizmet sunulduğu için kısıtlamalar veya yasaklar geldiğinden bazı sektörler neredeyse durma noktasına geldi.

Bununla birlikte sağlık sektörüne gerçekleşen aşırı talep dolayısıyla kapasitenin üstüne çıkan sistemlerde büyük sorunlar yaşanıyor. Burada sadece sektörün yetersizliği değil test kiti ya da solunum cihazı yetersizliğinin etkisini gözlemleyebiliyoruz. Kısacası bu tarz test kiti veya solunum cihazı üreticileri bu kadar geniş bir kitlesel salgını öngörmemişlerdi. O yüzden bu yaşamsal gereçlerin üretimi artsa bile ihtiyacı karşılayamadığı için yetersizlikler olabiliyor. Ya da bu gereçlerin bazı hammadde veya malzemelerinin üretimi belli ülkelerde olduğu için ülkelerin kapıları kapandığında gerecin varlığı yanında bu gereçlerin alt bileşenlerinin eksikliğinin de  yetersizlik oluşturabileceğini de gördük.

Bilindiği gibi tedarik pazarlamanın bir parçasıdır. Örneğin Polonya Almanya girişinde tırların kontrollü geçişinin getirdiği trafik birçok kanalda haber haline geldi. Bu da ürün ve hizmetlerin ülkeler arasında taşınması depolanması teslimatı konusunda sıkıntıları ifade ediyor. Teslimat gecikmeleri gibi durumlara yola açan sınırların kapatılması gibi beklenmeyen durumlar ürün ve hizmetlerde yetersizliklere sebep olabiliyor.

Öte yandan sanayi ve fabrikaların olabildiğince az sayıda çalışanla sürdürülmesi de gündemde. Bunun dışında belli başlı üreticilerin ürünlerini tekel halinde bir ülkede üretmesinin de çok büyük sorunlar doğuracağını Çin örneğiyle gayet güzel gördük. Ya da  ucuz işgücü bulmanın aslında büyük risk almak olduğunu da.  Bu yüzden kilit noktalardaki teknoloji ve sanayi yatırımları da ülkesel hale dönüşebilecek ve üreticiler de belki montaj vb yerine kompleks üretimlere geçecek.

TV reklamlarında dezenfektasyon ürünleri, kolonya vb dışında fazlaca reklam vb görmüyoruz. Ama ilginç olan Louis Vuitton, Gucci, Dior gibi markaların el yapımı maskelerinin sosyal medyada paylaşılması gibi durumlar. Bu da insan yaratıcılığında ihtiyaçların bile lüks ürünlere dönüşebileceğini ifade ediyor.  Bunun dışında da evde boş zaman doldurmak için insanların yaratıcı yönlerinin geliştiğine şahit oluyoruz.

2020 Nisan ayı başında salgının Türkiye'de yayılmasının başlangıcıyla birlikte gıda sektörü ve hijyen ihtiyaçları yoğun şekilde talep görüyor.  Yani elzem şeyler üzerinde duruluyor. Ama Türk tüketicisi  en azından ABD'de olduğu gibi rafları talan etmiyor. Çünkü tedarik aktif bir şekilde gerçekleşiyor.

Bilhassa tüketim alışkanlıklarında davranışsal değişiklikleri gözlemliyoruz. Tüketiciler kendilerini koruma güdüsüyle temel ihtiyaç maddeleri alışverişine yöneliyorlar. Ancak insanlar günlük yaşıyor. Henüz 3-5 ay sonrasını düşünemiyor. hiç bir plan yapamıyor. Ama bir yandan da diital dönüşümün sosyalleşmeme gibi korkulara yol açtığı açık. Acaba sosyalleşmeye mi sosyalleşmemeye mi yol açıyor yoksa sosyalleşme mantığının değişmesine mi? Teknoloji bu seçimlerin hepsinde destek rol üstleniyor.

 Yaşlılara getirilen sınırlamalar da  yaşlı ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda yeni iş ve sektörlerin gelişebileceğinin bir göstergesi.

Gıda perakende sektörü gibi klasik satış ağırlıklı sektörler de dijitale kayma eğiliminde. Kısacası Coronavirüs dijitalleşmeyi hızlandırdı.

Bütün bunlar düşünülmeli..

Evet gerçekten de bütün bu olumsuzluklara rağmen insanlık bununla mücadelesini sürdürüyor. Bundan sonra artık alışılagelmiş pazarlama sistemleri eskisi gibi çalışmayacak. Evet bazı işler sona erebilir ama yeni iş ortamları hatta olanakları ortaya çıkacak. Şimdiden dünyada yeni bir sektörün geliştiğini söyleyebilirim. Sadece yaşlılara hizmet sektörü. Mecburen akan su yolunu bulacak. Yeterki aksın. 




1 Nisan 2020 Çarşamba

Koronavirüsün Pazarlamaya Etkisi



Son zamanlarda gerçekliğini tam olarak algılayamadığımız küresel ölçekli bir durumla karşı karşıyayız. Koronavirüsün yaşama ve iş dünyasına etkisi de olacak. Çünkü dünya bir milat yaşıyor. Bundan sonra “Korona Öncesi” ve “Korona sonrası” sözlerini sıkça duymaya hazırlanın. Örneğin 2020'liler “Korona Nesli” olarak çıkacak. Alışveriş, tutundurma, fiyat, ürün, tedarik, tüketim alışkanlıkları, tüketici davranışı değişecek mi, şirketler ve müşteriler nasıl dönüşecek?

12 Aralık 2015 Cumartesi

20. Ulusal Pazarlama Kongresi Bildiri kitabı

Hakem kurulunda yer almış olduğum 20. ULUSAL PAZARLAMA KONGRESİ 10-13 Haziran Bildiri 1 ve 2 Kitabını Linkten bulabilirsiniz. Detaylı güzel çalışmalar var içinde. Tüketici, marka sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik gibi konular akademik boyutlarıyla ele alınıyor kaynaklar arasında yer almalı.

7 Haziran 2015 Pazar

E-öğrenme, video ve blog

Eğitim gün gün dijital dünyaya kayıyor. Bireyler artık dijital ortamın gerçekten işe yarar bir öğrenme aracı olabileceğinin farkına vardılar. Bunda mobil gereçlerle internete girebilme özelliğinin büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. 


Mobil ortamda her an her yerden iletişim kurabilme serbestisi elbetteki internetle buluşunca güzel sonuçları oldu.  E-öğrenme dendiğinde bireyin bilgiye zaman ve mekandan bağımsız olarak eş zamanlı ya da farklı zamanlarda erişmesini ve öğrenmesini sağlamak amacıyla dijital ortamlarda internet ve benzeri iletişim teknolojilerini kullanarak gerçekleşen öğrenme biçimi akla gelmektedir. Günümüzde e-öğrenme ön plana çıkarken video kanalının da çok hızlı bir şekilde gelişmesi söz konusu oluyor.

Çünkü video hem görsel hem de işitsel ögelerin kolaylıkla kullanılabildiği bir araç. Üstelik en fazla video yüklenen ve izlenen Youtube #Eğitim hashtag'i ile çok ciddi bir gelişim içersinde. Uzman TV'de Türkiye'den iyi bir örnek.

Youtube'da okul öncesi eğitimden ilköğretim bilgilerine üniversiteye sosyal bilimler gibi konulara hatta hayat boyu öğrenmeye kadar seçenekler sunuluyor. Bunların bir kısmı şuan lüzumsuz bilgi gibi görünse de gelecekte bireyler tarafından kategorize edilerek anlamlı hale getirilecek.

O zaman gerçekten birey tarafından istenilen miktarda ve istenilen şekilde öğrenme sağlanabilecek. Burada illaki öğreticinin canlı olarak sunum yapmasına da gerek kalmıyor. Yepyeni ve etkili bir araç, etkilerini çok yakında göreceğiz, eğer kurumlar ve bireyler kendilerini e-öğrenme konusunda geliştirme konusunda geliştirmezlerse dünyadan çok kopuk kalacaklar. 

Öte yandan e-öğrenme iş geliştirme, işini büyütme, satış, pazarlama, finansman, yönetimdeki boşlukları aşma ve sorunlarla başa çıkabilme  gibi pek çok konuda KOBİ’lerin sahiplerine, yöneticilerine ve çalışanlarına son derece çevik davranmalarını sağlayan bir yöntem İstanbul gibi Metropol olan şehirlerde de öğrenmek için bir yerden başka yere gitmeye gerek duyulmaksızın bir tuş veya bir parmak uzakta olunca çok da anlamlı oluyor. 

Wikiler ve Bloglar da gelecekte e-öğrenme araçları içinde ciddiyetle kullanılacaklar, örneğin benim mob-marketing blogumun da bu noktada önemli bir blog olacağını düşünmekteyim. Bakalım gelecek bizlere ne getirecek.


6 Ağustos 2014 Çarşamba

26 Kasım'da Customer Power Conference'de konuşmacıyım.

Uzun bir dünya turu ve tatilin ardından artık aktifleşmeye başlamak gerekiyor. Ben de katılacağım konferansları gözden geçireyim dedim. Bunlardan biri Customer Power Conference 26 Kasım'da İstanbul Sheraton Maslak'da gerçekleşecek.  Programı linkte bulabilirsiniz.
Çok değerli konuşmacılarla güzel bir sunum olacağına inanıyorum.

2015 yılının satış ve pazarlama trendleri hakkında konuşacağız.
Diğer konuşmacılar Hakan Ömer Gider ve Zeki Yüksekbilgili.

22 Mayıs 2014 Perşembe

İsveç'ten gelen esintiler

Merhabalar,

Epey zamandır bloga metin olarak fazla giriş yapmadığımı bir anlamda birçok seyahat vb derken biraz da ihmal ettiğim düşüncesiyle kısa da olsa İsveç seyahati sonrası sıcağı sıcağına sizlerle bazı saptamaları paylaşmak istedim.

İsveç çok sistemli ve düzenli bir ülke kuzey olmasının getirdiği soğuklukla birlikte insanların özde yakın ve sıcak olduğunu belirtmek gerekir. Ayrıca gelişmiş ülke olmanın getirdiği neredeyse herkesin İngilizce bilmesi... Yolda kime rastlasanız gayet iyi İngilizce cevap verebiliyor.

17 milyon civarında nüfusu var çok pahalı bir ülke... Ancak eğer ülkede yaşayan kişi geçimini sürdürüp diğerleriyle belli bir konfor seviyesinde olabiliyor. Çocuklar için ister yerli halk ister göçmen olsun 1200 Kron civarında çocuk başına ek bir yardımı devlet veriyor. Okullar ve eğitim paralı değil.

CFL diye Södernhamn Belediyesinin Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi  (Esnek Öğrenme Merkezi) lise sonrası MYO gibi de hareket ederek insanlara meslek kazandırıyor. Diğer belediyelerde de erişkin eğitimi diye ayrı birimler olduğu belirtildi. Yaşlılar da, gençler, polisler, teknisyenler aklınıza gelebilecek pek çok konuda eğitim almaya geliyorlar. Özellikle göçmenlere dil öğretimi için büyük çaba sarfediliyor.

Şehirler gerçekten çok temiz. Hizmet kalitesi yüksek. Yiyecekler lezzetli. Sanırım ithal ürünler hep birinci sınıf özellikli alınıyor.  Örneğin ananas, elma muz çok tatlı ve güzeldi.

Sadece ithal ürünler değil konsept ürünler yaratıcılık, marka oluşturma gibi kavramlara ayrı bir önem verdiklerini düşünüyorum. İkea evinizin herşeyinin nasıl ortaya çıktığı bir şekilde daha iyi anlaşılıyor. Pazarlama ağırlıklı olarak konsept ürünlere ve fonksiyonelliğe kaymış.

Çoğu yerde wifi ücretsiz... Hızlı trende 200 MB'e kadar...İstasyonlarda fazla anons sesi falan duyulmuyor....

Trafikte insanlar saygılı. Fazla hırsızlık vb. vakaları görülmüyor. Çocukların 20'li yaş sonrasında evden ayrılması bekleniyor...Hayat çok sakin gürültü patırtı korna sesi pek yok...

Orada önemli bir saptama vardı geçenlerde facebookta da paylaştım. İsveçte herkesin eskiden uzaktan öğretim dediği şeyin günümüzde eğitim haline geldiği belirtildi dünya her noktadan e-öğrenme ve dijital öğrenmeye kayıyor. 

Reklamlar diziler her zamanki gibi olsa da kültür seviyesi yüksek olduğu için çoğu insan belgesel vb izlemeyi tercih ediyor. Bir şeyi biliyorum diyorlarsa biliyorlar. 

İşe yaramayan işleri fayda getirmeyen şeyleri galiba bizden daha kolay eliyorlar. Örneğin Södernhamdaki çoğu fabrika kapanıp farklı işlevlerdeki binalara dönüştürülmüş bazısı hava üssü gibi müze haline dönüşmüş...

Son olarak işin ilginci şansımıza soğuk bir hava yoktu fazla kuzey ülkesi gibi hissetmedim...

25 Şubat 2014 Salı

DELİ EDEN PAZARLAMA (Out of mind marketing)

Değerli  Prof. Dr. İsmail Kaya'nın özenle hazırladığı bloguna katkıda bulunmak bana gurur verdi. Bu tarz tanımlamaları daha sık yapmak ve yeni oluşan durum ve kavramları ortaya koymak önemli diye düşünüyorum. diğer akademisyen arkadaşlara da tavsiye ederim. Aklını kaçırmış Pazarlama yerine 'Deli eden Pazarlama' adını da Prof. Dr. İsmail Kaya önerdi. Bence hocamızın önerisiyle kavram daha da yerini buldu.

Out of Mind Marketing (aklını kaçırmış pazarlama) yani pazarlama veya satış yaparken pazarlama konusunda olmayacak eylemler  yapmak müşterinin beklentisi dışında her türlü  sonucu sunmak ve böylece müşteriyi elde tutacağını sanmak müşteriye yapılmaması gereken davranışları ortaya koymak sonunda da bundan sonuç alacağını ummaktır. Ama sonunun nafile olacağı açıktır.

Hepinize bilgili günler dilerim...

Patronsan Vodafone Ret 2

Bildiğiniz gibi geçen gün Patronsan Vodafone Ret isimli bir yazı yazmıştım. Onunla ilgili bazı gelişmeleri burada kaydetmek istiyorum.

Şirkette elbette patron bayiye gidemedi onun için bir elemana vekalet vermek zorunda kaldı öyle ya da böyle hem masraf etti hem de zamanından kaybetti. Ayrıca herhangi bir Vodafone Bayi olmuyormuş eleman İmes Sanayi Sitesine giderek işlem yapmak zorunda kaldı evet mikrosimkart geldi ama bakın ne aşamalarla...Ayrıca devir işlemi için de gene İmes Sanyi Sitesindeki bayiye gidilecekmiş onu da öğrendik...

Bunları zahmet ettirmek yerine başka çözümler olamaz mı? Sayın Vodafone yetkililerine sesleniyorum. Yüzyüze satış yaparken kurumsal reklamları verirken yoğun pazarlama kampanyalarına giderken müşteriyi elde etmek için çabalarken iyi ama eldeki müşteriye de adam gibi hizmet veriniz lütfen... Yoksa kuşlar kaçacak ona göre ....

CRM grubuna varsa CEM grubuna da sesleniyorum...

Herkese 'İlgili ve Bilgili' günler dilerim...

23 Şubat 2014 Pazar

Patronsan Vodafone Ret

Dijital dünyanın en önemli parçalarından biri de bizleri mobil ortama taşıyan operatörler. Bu operatörler çeşitli ülkelerde genelde 2-3, Hindistan gibi ülkelerde 15'in üstünde sayıda hizmet veriyor. Bizdeki operatörler Turkcell, Vodafone, Avea. Bunlar birbirlerinden müşteri kapmak için ve pazardan daha büyük pay almak için de yarışıyorlar. Bu yarışma esnasında kurumsal müşteri seçenekleri de son 5 yıldır üstüne vura vura reklamlarda çıkıyor ve şirketlere özel indirimlerle sunuluyor. Buraya kadar yapılan duyurumlar sayesinde  bazı şirketler elemanlarının özelliklerine göre 60-70 belki de 100'ün üstünde hat alıp kullanıyorlar.

Hattın alınmasına ve kullanım konusuna bir şey demiyorum. Operatörün satış temsilcisi geliyor ve anlaşmayı yapıyor. Yani hizmet ayağınıza kadar ulaştırılıyor. Buraya kadar da iyi.

Bazı uygulamalardaysa şirkette çalışanların telefonları var (farklı hat veya bireysel seçenekli) onların hatları da şirket hattı içine geçerse ki elemanlar şirket hattını yoğun olarak kullanıyor ve bu maliyetin gösterilmesi için faturalamak gerekiyor,  sonuçta bu şekilde kullanım faturalar şirket tarafından ödenebiliyor. İşte kurumsal bir çalışma modeli daha. Burada da bireysel hatlar şirket hattına dönüştürülüyor ve faturayı şirket ödemeye başlıyor. Hadi bu da tamam.

Benim vakam az önce bahsettiğim modelden. Bireysel hattımı şirket hattına çevirttik. Senelerdir aynı hattın kullanıcısıyım. Herkes telefonumu bilir. Bir ara operatörü değiştirmeyi düşündüm ama o sırada şirket hattı seçeneği çıkınca aynı operatörle yıllardır çalışıyorum. Temel noktada hizmet alıyorum kesintisiz falan diyorlar ama arada kesildiği de oluyor. Buraya kadar da tamam.

Bu arada ben bir değişiklik yapıp yeni bir android telefon aldım. Çünkü artık telefon SMS değil web hizmetleri de devrede ve insanın işini olağanüstü kolaylaştırırken aynı zamanda işini her an her yerde yapmana da sebep oluyor. Neyse telefonun kullanılması için elbette gerekli olan sim kart mevzusu bildiğiniz gibi. Senelerdir kullandığım telefonumu açtım sim kartım TELSIM döneminden kalmaymış. Düşünün ne kadar uzun zamandır bu hattı ve TELSIM'i sonra da Vodafone hattını kullanıyormuşum. Daha ne istiyor sadık müşteriyim işte!!! (Ama TELSİM hattındaki kartın Vodafone kartına dönüştürülmemesi de Vodafone'un hatasıdır. Zamanında müşterisini çağırıp kartlarını yenilemeliydi). 10 yıldan fazla kullanmak bir yerde şuç olmuş oldu. Sizin aklınız yok muydu arada ne cazip kampanyalar vardı oaradan oraya geçseydiniz...

Neyse yeni telefona ise mikrosim kart gerekiyormuş. Onu farkedince bir vodafone bayisinde bunu değiştirmek gerektiğini anladık. Buraya kadar da tamam.

Esas iş İstiklal Cad. Vodafone Bayiine gittiğimizde patladı. Kartı mikrosim yapmak istiyorum dedim. Satış elemanı bu değişikliğin 12 TL olduğunu söyledi. Satış elemanı nüfus cüzdanım veya kimlik tanımlayıcı belgemi istedi verdim. Cep numarasını istedi söyledim. Neyse bilgisayar verilerinden baktı ama bu şirket telefonu dedi. Tamam evet şirket telefonu sonuçta simkartı alıyorsunuz yerine mikrosimi takacaksınız. İşte olay burada patladı...

Satış Elemanına neden bunu değiştiremediğimi sordum. Şirket kurallarıymış, sözleşmede varmış falan dedi. Ayrıca bu sim kartı değiştirirsek şirket telefonu olduğu için dolandırıcılıklar oluyormuş 'Siz SMS ile para aktarımı yapıldığını bilmiyor musunuz o yüzden mikrosim kart veremeyiz', onun için ya patron ya da onay verdiği (ama sanırım noter tastikli falan olması lazım) onun gelmesi ile mikro simkarta değiştirmek gerekiyormuş  Muhammet Bayramoğlu isimli elemanın söyledikleri bunlar ve sonuçta Vodafone'un söylediğinin tercümesi ise şu: siz hırsız, dolandırıcı falan olabilirsiniz o yüzden yapamam. Ben de dedim web sayfasında nerede yazıyor gösterin. Ama çok uzun zaman alır yapamam dedi (Tamam İstiklal Cad. kalabalık bir bayi). Ama aslında daha önce internet sitesinde böyle bir yere bakmadığını da sanırım hepimiz biliyoruz. Böylelikle ben de sonraki gün Vodafone web sayfasına baktım, buna ilişkin bir ibare aradım ama bulamadım nereye koyduklarını...

Dijital olmakla övünen ve ödül alan operatörlerimiz bu tarz uygulamaları neden bu kadar saçma bir şekilde gerçekleştirirler? Patronun onayı olması için illa adamın bireysel gelmesi mi gerekir? Diyelim ki şirkette 100 çalışan var ve bu kişilerin her birini cep telefonlarının sim kartları sırayla gün gün bozuluyor. Patrona diyeceğiz ki hadi bakalım zaten sizin işiniz yok o yüzden bizim mikrosimlerin peşine düşün de şirket iletişimini sağlayalım. 100 kişinin işlemi için 100 ayrı gün patron bırakın 1 saati 15 dk harcasa 1500 dk yani 25 saat eder. Sanırım gidiş geliş vb katarsanız 100 saatini böyle bir şeye mi harcasın? Elbette söylediğim uç bir vaka halbuki şirketlerde esas onay verecek bir temel numara olsa bu kişiye SMS gönderilse (zırt vırt her an SMS her şey için gönderiliyor çünkü) bunun onayı gerçekleştirilse ne patrona ne çalışana sıkıntı olur.

Ama sistem böyle devam ederse Patronsan Vodafone Ret!!!

Bu arada herkesin hırsız ve üçkağıtçı olmayacağını bu satş temsilcilerine öğretmeniz gerekir Sayın Vodafone yetkilileri. Herkesi potansiyel dolandırıcı görüyorlar. O yüzden diyorum ki aklınızı başınıza alın ve uygulamalarınızı müşteri yönlü yapın bir de CRM falan yapıyoruz diyorsunuz. Bence sadece şekil yapılanlar, özde de akılcı müşteriye yönelik olumlu yaklaşımları görmek istiyoruz.

Hepinize ilgili günler diliyorum...






19 Aralık 2013 Perşembe

Drucker, Yönetim ve Pazarlama

Peter Drucker insan yönetimini giderek 'pazarlama işi' olmak olarak tanımlamaktadır. Çünkü pazarlamaya hiç kimse 'Biz ne istiyoruz?' sorusuyla başlamaz. Pazarlamacılar daha çok müşteri yani karşı taraf ne istiyor, bunlar nelere değer veriyor, hedefleri nedir, kabullenecekleri nedir gibi sorularla işe başlarlar. Yani en azından prensipte bu şekilde başlamaları gerekir.

Drucker, işletmelerdeki yöneticilerin varsayımını da bir şirketin veya endüstrinin en çok etkilendiği teknolojilerin kendi alanı dışındaki teknolojiler olduğunu belirtmiştir.

Müşteri aslında satıcının sattığı şeyi almaz kendi algıladığı şeyi alır. Müşterinin değer verdiği şey satıcının değer verdiği şeyden çok farklı olabilir. Bu yüzden çevredeki sınırlamalar özellikle müşteriyi sınırlayan ve şirketi sınırlayan şeylere göz atmak ve kararları bu sınırlamaları değerlendirerek vermek gerekir.

Mobil pazarlama müşteriyi daha iyi anlamak için de önemli bir araçtır. Üstelik mobil pazarlama ögelerinin çeşitliliği sunum dünyasını da güçlendirmekte, müşteriyi daha iyi tanıma konusunda etkili araçlar haline dönüşmektedir.

Pazarlama dünyası 2014'den sonra daha fazla mobil pazarlama çabalarıyla karşılaşacak. Kullanmayanlar da artık kullanmak zorunda kalacak...

15 Haziran 2013 Cumartesi

Mobil Öğrenme Çalıştayı Prof. Gonca Telli Yamamoto Açılış Konuşması


Mobil Öğrenme:

 (12 Haziram 2013 tarihinde Okan Üniversitesi Tuzla Kampüsü'nde gerçekleşen Mobil Öğrenme Çalıştayında Prof.Dr. Gonca Telli Yamamoto'nun açılış konuşmasıdır)

:

Örgün eğitim içinde mobil cihazların kullanımı sosyal ve teknolojik çerçevede hızla değişmektedir. Mobil öğrenme farklı ülke ve kültürlerde farklı gelişen özel bir alan ve girişimdir. Bizim British Council’in desteğinde gerçekleştirdiğimiz Daha Kalifiye kurslar için Çok Platformlu M- Öğrenme  projemizin temelleri de bu mantık çerçevesinde atıldı. Mobil Öğrenme konusunda dünyada ilk kürsüyü açan Wolverhampton Üniversitesi’nden Profesör John Traxler  ve Karl Royle ve Açıköğretim alanında dünyanın ilk üç mega üniversitesi arasında yer alan Anadolu Üniversitesi’nden Yrd. Doç.Dr. Nilgün Özdamar Keskin ve Mobil Pazarlama ve Öğrenme konusunda Türkiye’deki sınırlı akademik çalışmaları gerçekleştiren  Okan Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi olarak biz dahil olduk. Özellikle tarafımdan yazılmış olan Mobil pazarlama kitabım da bizlere ilham verdi. Burada mobil öğrenme ve mobil pazarlama gibi konularda büyük potansiyel olduğundan hareketle lisans / yüksek lisans programları ve işgücünü  desteklemek için bir mobil uygulama geliştirilmesi konusu ele alınmıştır. Mobil dijital teknolojilerin insan deneyimine yönelik olarak dijital 'alışkanlıkları' ölçme anlamında birlikte çalışarak konuyla ilgili kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımı ve ortak kurumlar gibi konular üzerinde duruyoruz.

Öğrenmede öğreten, zaman, mekan, kaynak gibi bilgiye ulaşmadaki sınırları ortadan kaldıran yeni bir teknoloji altyapısı olarak düşünülen Mobil öğrenme yaşamın her anında, yaşamdan kopmaksızın her yerde  sunulabilen gerçek/sanal ortamda öğrenmenin sağlandığı çeşitli mobil gereçlerle ve zenginleştirilmiş çoklu ortam sağlayabilen araçlarla ortaya konan ve öğrenciyi öğrenmenin merkezine alan, öğreticinin ise rehber, moderatör, koç, mentor gibi görevler üstlendiği bireysel, sosyal ve bağlamsal öğrenme fırsatları sunan etkileşimli öğrenme yöntemidir.

Bugün Mobil Öğrenmeye ilişkin olarak yöntem, içerik ve mobil öğrenme pazarına yönelik sorularla alanın genişlemesi, mobil öğrenmenin daha rahat anlaşılması ve gerek akademik gereksek sektörel olarak etkin kullanımı için gereken temeller üzerinde Türkiye’de ilk defa böylesine farklı ve geniş kapsamlı bir çalıştay düzenleniyor.  

Bundan sonra iki grup çalışması ve  üzerine grup moderatörlerinin sunumu şeklinde bir çalışma yapacağız ve son kısımda da moderatörlerimizin çalışmalarını değerli Ankara Üniversitesi'nden Prof.Dr. Hafize Keser Hocamız yorumlayacak. Hepinize verimli bir  çalıştay diliyor saygılar sunuyorum.


16 Aralık 2012 Pazar

GİGED Olağanüstü, Dahiler Buluşması



16 Aralık 2012'de İstanbul Gençlik Merkezi'nde geniş bir katılımcı grubuyla bir çalışma gerçekleştirdik. Katılımcılar;

İbrahim Betil - Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG), ENKA okulları, İstanbul Eğitim Gönüllüleri Vakfı ve Öğretmen Akademisi Vakfı'nın Kurucusu
Teoman Tunç - Vamelya.com Kurucusu
Murat Dede - Web Ajansı Kurucusu
Volkan Kırtok - Pradma Kurucusu, Dijital Pazarlama 
Uzmanı,
Bülent Bayraktar - sermayesızticaret.com Kurucusu
Uğur Akkuş - unisbul.com Kurucu Ortağı
Erdem Genç - "20 Yaşında Patron Olmak Kitabı'nın" Yazarı
Emre Urfalı - Manivela Akademi Kurucusu
Berrak Kutsoy - Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Danışmanı
İsmail Haznedar - Stratejik İşler Kurucusu
Gonca Telli Yamamoto - Okan Üniversitesi UZEM Müdürü
Zeynep Mengi - Hürriyet İK Muhabiri
Zekai Kıran -Siyasetçi, Sivil Toplum Kurucusu ve Yoneticisi
Münteha Adalı - Kagider Yönetim Kurulu Üyesi
Hüseyin Öğüt -kuponnow.com Yönetici Ortak 
Belgin Taştan - cozumpark.com Teknoloji Uzmanı 

Bugün Sosyal medyanın önemini bir kez daha gördük. Olağanüstü Dahiler Buluşmasının katılımcıları genel olarak toplantıdan sosyal medya üzerinden haberdar olduklarını ifade ettiler. Yaklaşık her 4-5 katılımcı Facebook üzerinden haber almışken 1-2 kullanıcı Twitter üzerinden haber aldığını söyledi. Notları alan Doktora öğrencim Deniz Altun'a teşekkür ediyorum.

Tarafımdan yönetilen oturumlarda aşağıdaki notlar alınmış katılımcılar ile yapılan workshop çalışmasından önce her oturum başlangıcında her grup için kavram haritaları çıkartılmış, her katılımcının kendi girişimcilik tanımı yaptırılmıştır;
1.     Oturum I
·      Girişimcilik de bir tiyatrodur,
·       Girişimcilik risk alınan bir tiyatrodur,
·       Girişimcilik ticari ve sosyal olarak 2 türlüdür,
·       Sosyal girişimcilik sosyal medya ile ilişkilidir,
·       Ortaklık artı bir değerdir.

2.     Oturum II
·       Amerika’da ve Türkiye’de yazılmış kitaplar kültür, sosyoloji ve toplumsal değişkenler açısından farklıdır, bu yüzden faklı değerlendirilmelidir.
·       Sosyal medya üzerinden bilgilendirme de farkındalık örneğidir.
·       Girişimcilik göründüğü gibi balıklama atlanacak bir oluşum değildir.
·       Girişimcilik için güçlü ses ve kendini duyurmak önemlidir.
·       Bir fikre aşık olmak Duygusal girişimciliktir (Ticari, Sosyal ve Duygusal olarak 3 çeşittir.)
·       Sosyal medya okulu kurulmalıdır (Bunu çok yakında gerçekleştirmeyi düşünüyorum!!!).

3.     Oturum III
·       Girişimcilik için güçlü hafıza gerekli, örneğin isim tutmak lazım,
·        Pazarlamaturkiye.org oturumcularımızdan birine ait.
·       Resmin tamamını görme yetisi girişimcilikte önemlidir, örneğin puzzle,
·       Yatayda ve dikeyde esneklik yaparak bireyler yetiştirmek önemlidir.

4.     Oturum IV
·       Google indekslemesi önemlidir; örneğin UZEM ve Gonca Telli Yamamoto ilişkisi,
·       Parayı ve mekanı doğru kullanmak önemlidir; (Üsküdar Bld. Bşk).
·       Rekabet girişimcilikte çok önemlidir.
·       Her girişimin başarılı sonu olamaz.

7 Kasım 2011 Pazartesi

Ericsson Mobil Veri Trafiğinin 2016 yılında 10 katı artacağını öngörüyor

Ericsson'un son raporuna göre Mobil trafiğin 2016 yılında 10 katı artacağı bekleniyor. Mobil genişband üyeliklerinin ise yılda %60 artacağından yola çıkarak 900 milyondan (2011aboneliği) 2016 yılında yaklaşık 5 milyara çıkması bekleniyor.
2016 yılında insanların mobil yaşama iyice alışmış olmaları ve genişband ve cloud'un yeteneklerinden faydalanmaları da öngörülüyor.
2011 yıl sonu itibarıyle akıllı telefon kullanım oranlarının da 3'e katlanacağı bekleniyor. 2016ya kadar video trafiğinin büyük bir artış göstermesi de beklentiler arasında. Mobil genişband kullanımının artması akıllı telefonların yeni aplikasyonları da mobil trafiğin artmasında büyük rolü olacağı belirtilen rapor
http://www.ericsson.com/news/1561267
linkinden görülebilir.

Bu durum mobil pazarlama yarışında herkesin artık en azından bir başlangıç yapması gerektiğine işaret ediyor. Mobil pazarlama çok daha önemli hale gelecek. Video'nun kullanımı cloud'un devreye girerek hızlı işler sistemlerin gelişmesi gerek hizmet gerekse reklam gibi konularda firmaları farklı boyutlara yönlendirecek.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Sosyal Medya, Oyun ve E-posta


Sosyal medya ve şebeke kavramı ciddi bir şekilde yaşamımızın içersine kaynaştı artık neredeyse büyükanne ve büyükbabalara kadar internete erişebilen herkesin bir facebook, myspace, hi5, linkedin, plaxo, deviantart gibi sitelerde farklı amaçlarla girdiği topluluklar yer alıyor.


Geçen gün bir arkadaşımın kızının facebook adresinden tarafıma farmville'de oynamaya çağrılıyorum kimisi fishvillede bunlar sadece çocuklarla sınırlı kalsa tamam diyeceğim ama erişkinler de bu tip oyunlara çok eğilimliler.


ABD'de Nielsen http://www.nielsen.com/ tarafından yapılan bir araştırmada webde en yoğun zamanın sosyal ağlarda, oyun oynayarak veya e-postalara bakılarak harcandığı belirlenmiş.

2009 Haziran ayı itibarıyle İnternette sosyal ağlarda harcanan zamanın %22.7si 906 milyon saate tekabül ediyor. Haziran 2010 itibarıyle Çevrimiçi (Online) oyunlar ise % 10.2 ya da 407 milyon saate tekabül ediyor bir yıl öncesi bu oran % 9.3 belirlenmiş.


Bu anlamda e-postalar için ise Haziran 2010 döneminde 8,3 yani 329 milyon saat harcanmış. Amerika'da (ABD) mobil internet kullanıcıları PC kullanıcılarına göre e-postalamada daha farklı bir davranış kalıbı içersinde oldukları belirlenmiş . Haziran 2010 döneminde E-posta %41.6 ile mobil kullanıcıların zamanı en yoğun kullandığı hizmet olarak belirlenmiş, sosyal ağlar içinse mobil Internette %11.6 lık bir zaman ayrıldığı tespit edilmiş. Bu tabii ki daha da gelişecek telefonların yetenekleri ve 3G 4G gibi teknolojilerin kullanımı sayesinde PC'lerin çok daha ötesine geçecek çünkü PC'ye göre her an heryerde bulunabilirlik durumu etkileyecek.


Pazarlamacıların giderek gözünü diktiği alanlar da yine bunlar, hepinize bu sıcaklarda iyi bir gün dilerim.


23 Temmuz 2009 Perşembe

Oyun, Internet, Advergame ve Mobil Oyun

Oyun, Internet, Advergame ve Mobil Oyun başlıkla makalem Pi Dergisi Yaz Sayısında
(2009/03)s. 17-21.

Makalemde kısaca oyunun insanlar için vazgeçilmez bir öge olduğundan yola çıkarak geçmişten günümüze bazı temel niteliklerin değişmediğini ancak internette oyun sayesinde interaktif bir reklam mecrasının oluştuğunu irdelerken mobil cihazların giderek daha fazla hayatımıza girdiği bugünlerde mobil oyun ve özelliklerinden de yararlanılmaya başladığını vurguluyorum.

Ayrıca advergame'in pazarlamada son derece önemli bir kavram olduğunu da vurguluyorum. Aslında advergame mobil pazarlama açısından da yüksek potansiyeli olan bir ürün olarak değerlendirilmelidir.

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Duygusal Pazarlama

15.06.09 Tarihli Marketing News'e göre etkin bir duygusal pazarlama için gerekli kurallar:
*Hedef müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını bilmek
*sunulan duygusal faydaların aşırıya kaçmasını engellemek
*İnsanların kendileriyle ilişkilendirebileceği doğru ve gerçek mesajlar vermek
*Klişelerden kaçınmak
*Zamana, eğilimlere ve markaya göre pazarlamayı ilişkilendirmek

30 Mayıs 2009 Cumartesi

YAZILIM PAZARLAMASI NEDİR?

Pazarlamanın günümüzdeki tanımı insan istek ve ihtiyaçlarının giderilmesi için gerekli süreçlerin düzenlenerek insanlara en uygun koşullardaki ürün ve hizmetlerin sağlanmasıdır.ansiklopedi.turkcebilgi.coma göre yazılım, elektronik cihazların belirli bir işi yapmasını sağlayan programların tümüne verilen isimdir. Bir başka deyişle var olan bir problemi çözmek amacıyla bilgisayar dili kullanılarak yapılmış araçtır.

Yazılım pazarlamasını dar anlamda bilgisayar yazılımları gibi yazılımların müşterilere ulaştırılması için gösterilen çabalar olarak değerlendirmek mümkündür. Daha geniş anlamı ise yazılım konusunda gereksinimi olan kişi veya kurumların bu gereksinimleri giderebilmesi için yazılımın projelendirilmesi aşamasından başlayarak müşteriye sunulması ve sonrasında verilen hizmet ve yükseltmeler de dahil olmak üzere kullanım süresince ihtiyaç olan bütün detayları da gözeterek gerçekleştirilen tüm süreçlerin düzenlenerek en uygun yazılımların ortaya konması olarak tanımlanabilir.

Türkiye'de bu anlamda çok güzel çalışmalar sürmektedir. Özellikle CANIAS, Uyumsoft gibi örnekler bunların başında gelmektedir.

Erdal'a (2003) göre yazılım pazarlamasında gözününe alınması gereken başlıca kurallar aşağıdaki gibidir.

1. İşlevsellik ve uygunluk
2. Performans
3. Fiyatlandırma
4. Hizmet sunumu
5. Diğer programlarla uyum sağlayabilme
6. Donanımın yeterliliği
7. Kurulum ve dağıtım kolaylığı
8. Güncelleştirme ve geliştirme
9. Tutundurma
10. Müşteri tatmini

Yazılım bir tür hizmet sunumu olarak değerlendirilmeli ve pazarlaması da hizmet pazarlamasının kuralları içersinde gerçekleştirilmelidir. Bu ister bilgisayarlar için isterse de diğer mobil gereçler için geçerli bir durumdur

29 Nisan 2009 Çarşamba

Günümüzde Pazarlama

Günümüzdeki pazarlama, oluşturulacak stratejiler ve kullanılacak araçların müşterilerle etkin bir şekilde bağlantı kurmasını sağlayacak şekilde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Sadece kimlerin tatmin olduğu konusundaki bilgiler değil markaların sundukları mesajların etkilerini ölçebilecek ortamlara ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu etkileri kısmen çevrimiçi tespit etmek mümkünse de en iyi şekilde ortaya çıkarabilecek ortam günümüz teknolojileri arasında yer alan mobil ortamdır.
Üstelik 3G'ye geçişle birlikte bilgisayarların mobil telefonlarla cihaz anlamındaki yakınlaşmaları da bu durumu iyice pekiştirmektedir.

Kısacası, artık herzaman edinilebilen ve erişilebilen bir medya çevresi oluştuğu gibi müşteriyi merkez alarak değerlendirme yapabilen bir ortam içersinde çalışan işletmelerin ve de özellikle pazarlamacıların bu ortamın ışığında hareket etmeleri gerekmektedir.

Günümüzde pazarlama artık geleneksel metotların kullanıldığı ortamları çoktan aşmıştır ve modern teknolojinin nimetlerini kullanmaya ise yeni yeni başlamıştır.

23 Şubat 2009 Pazartesi

Mobil Pazarlama Altyapısı

Mobil iletişim ve pazarlama altyapısının geliştirilmesi son derece önemlidir. Hollanda gibi ülkelerde büyük şehirlerde kablosuz iletişimin sağlandığı altyapı sunulabiliyor. Türkiye’de nüfusu 2000 ve üzerindeki yerleşim yerlerinin tamamını kapsama alanına olmak gibi hedeflerle yol çıkan servis sağlayıcı firmalar yaygın bir kapsama alanıyla geniş kitleye hizmet vermek istemektedirler (Turkcell, 2008). Gelişmiş ülkelerin bunu sağlaması çok daha kolay olmakla birlikte gelişmekte olan veya geri kalmış ülkelerde mobil iletişim vergilerinin çok yüksek olması iş hacminin gelişmesini engellemektedir.
Turkcell (2008). Kapsama Alanı yüzde 98’i geçti. Cumhuriyet, (23.08.08).
Mobil pazarlamanın teknik altyapısının yanında hukuki altyapısının da geliştirilmesi gerekmektedir.
Çünkü çok hızlı yayılan bu hizmet artık meyvelerini vermeye başlayacaktır. Ancak hukuki sorunlar yüzünden çıkabilecek aksaklıklar ve oluşan alışveriş güvensizlikleri toplumu daha hızlı bir şekilde etkileyebilecektir.