internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2016 Cumartesi

Internet Trends Report 2016

30 Kasım 2015 Pazartesi

Milenyum jenerasyonu ve öğrenme

Eğitim Teknolojileri Zirvesindeki konuşmam

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Türkiye'de ve Dünyada Bilişim Sektörü Nereye Gidiyor?

Bilişim Sektörü bilgi teknolojileri ve internet sayesinde bilgi ve teknolojinin birlikte kullanılarak üretilen sonuçların ticari ögeler haline dönüştürüldüğü ve bundan para kazanılan bir ortamın yaratıldığı sektör olarak ifade edilebilir. Bilişimin birkaç yönü vardır. Bunlar; yazılım, donanım, kullanıcı ve toplum olarak ele alınabilir. Bunların ötesinde 100 yıl öncesinin "Sanayi Devrimi"nden sonraki gelişmelerin çok daha büyük kapsamlısı "Bilgi Çağı"nın gelmesi ile bilişim sektörüne büyük iş düşmekte ve bu alanda büyük gelişmeler yaşanmakta hatta daha büyük gelişmeler beklenmektedir.

Özellikle dijitalleşme (sayısallaşma) günümüzde etkisini giderek artırmaktadır. Bunun en güzel örneklerinden biri  AB Komisyonunun 2015 yılı çalışma programı önceliklerinden birinin sayısal tek pazar olmasıdır. Avrupa Komisyonu yeni düzenlemelerle 28 ayrı ulusal pazarı tek pazar haline getirmeye çalışmaktadır. Bu sayede AB Ekonomisine yıllık 415 milyar Euro Katkı ve 3.8 milyon iş yaratılması hedeflenmektedir.

Aslına bakarsanız yasa ve yönetmeliklerin erişimi ve birbirlerine uyumu, vatandaşların ürün ve hizmetlere ulaşabilme yeteneği, internet şirketleri ve start up adını verdiğimiz şirketlerin ilerleyebilmeleri açısından dijital araçlardan yeterince yararlanılması gerekiyor. Bu anlamda  3 temel üzerinden hareket ediliyor:

  1. Dijital ürün ve hizmetlere online (çevrimiçi) erişimin iyileştirilmesi
  2. Dijital pazarın tüm alışverişlerde sorunsuz hale getirilmesi
  3. Dijital ögelerin ve hizmetlerin iyileşebileceği ortamların yaratılması 

Bununla birlikte teknolojinin ilerlemesine uyumlu ve altyapı gelişmini destekleyecek kuralların oluşturulması hareket tarzlarının belirlenmesi ve hedeflerin koyulması açısından da önemli hale geliyor.

AB'nin dijital performansına bakıldığında ise Avrupa'daki Dijital gündem hedeflerinin pek çoğu gerçekleşmiş durumda. Ancak gerçekleşmeyen bazı önemli hedefler arasında online satış yapan KOBİ sayısı ve AB ülkeleri arasındaki online alışveriş oranı hedeflenenin altında kalmıştır. Bir diğer önemli bulgu da dijital tek paza stratejisinin doğru zamanda benimsenmiş olduğuna dairdir ve bunun beklemede olan sorunların çözümünde büyük katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Türkiye'de ise E-ticaretle ilgili büyük gelişmeler yaşanıyor. Bu konuları 18 Temmuz 2015'de TRT İzmir Kent Radyosu'nda Mustafa Özhan Kalaç ile Bilişim Gündemi progrmında kısaca konuştuk. 

Yakın zaman önce Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) tarafından "Türkiye E-ticaret 2014 Pazar Büyüklüğü" çalışmasını irdeledik. Rapora göre, Türkiye’de e-ticaret pazar büyüklüğü 2014’te, %35 büyüme ile 18,9 milyar TL’ye ulaştı. En büyük payı 6,8 milyar TL ile tatil ve seyahat siteleri üstlenirken, pazarın geri kalanını online perakende (6,5 milyar TL), çok kanallı perakende (3,5 milyar TL) ve online yasal bahis siteleri (2,1 milyar TL) oluşturdu.
Gelişmiş ülkelerde online satışların toplam perakende harcamaları içerisindeki payı ortalama %6,5, gelişmekte olan ülkelerde %4,5 civarında iken Türkiye’de ise bu oran %1,6 olarak gerçekleşti. 

Bunlar E-ticaret konusundaki büyük potansiyelin sinyalleri. Bu bağlamda Türkiye'de çok sayıda Bilişim konusunda kendini geliştirmiş elemana ihtiyaç olacağı açık ve Türkiye dünyayla aynı trendi takip etmek zorunda aksi taktirde izleyici ülke olma dışında bir fonksiyonu olmaz. Radyo programının linki gelir gelmez sizlerle paylaşacağım. Hepinize sevgi ve saygılarımla,

Prof.Dr. Gonca Telli Yamamoto

28 Kasım 2014 Cuma

Dijital Gündem Türkiye


1990'lar sonrasında Web 2.0'a geçişle durağandan dinamiğe geçen internet yalnızca yaşama hız ve dinamizm kazandırmakla kalmamış wiki, sosyal ağ, sosyal medya gibi kavramların da girmesine yol açmıştır. 

Dünya'da internet kullanıcı sayısı 2012'de yaklaşık 2,5 milyar iken ve dünya nüfusunun %34,3'ünü oluştururken (Yamamoto, Şekeroğlu, 2014) 2014'de bu rakam 2,9 milyara ve nüfus bakımından da %40'lı rakamlara ulaşmıştır. 

Bu çok hızlı ilerleme elbetteki bireyleri olduğu kadar ülkeleri, devletleri de etkilemektedir. Avrupa Birliği bu konuda geri kalmamak ve liderlik etmek için AB Dijital Gündemini oluşturmuş ve çok önemli gördüğü ve öncelikli ele aldığı konuları , “akıllı”, “sürdürülebilir” ve “farklı grupları içerecek” şekilde belirlemiştir. Avrupa Birliği buna yönelik olarak 20-64 yaş arası istihdamın %75’e çıkması, Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payının %3 olması, sera gazı salımlarının %20’ye inmesi, enerjinin %20’sinin yenilebilir enerjilerden sağlanması, enerji verimliliğinde %20 düşüş sağlanması, erken yaşta okul bırakma oranının %10’un altına inmesi, nüfusun en az %40’ının lise eğitimi bitirme yaşının 30-34 olması ve fakirlik ve sosyal içerme riski taşıyan insanların 20 Milyonun altına inmesi gibi beş ana hedef ortaya koymuştur. Bu hedeflerin hepsine hizmet edebilecek kapsamda olan Bilgi ve İletişim Teknolojileri “Akıllı Büyüme” inisiyatifi altında Avrupa için Dijital Gündem olarak ele alınmaktadır. Avrupa Dijital Gündemi’nin hedefi 2020 yılına kadar bu 5 ana hedefe hizmet etmek üzere oluşturulmak ve Avrupa’da bir Bilgi ve İletişim Teknolojileri ivmesi yaratmaktır.

Türkiye’de benzer şekilde uyum faaliyetlerini gerçekleştirmek ve AB’nin politikalarını izleyerek kendi bilgi teknolojilerini geliştirmesi için ise Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), Türkiye Bilişim Derneği (TBD), Türk Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD), ve Elektronik Cihazlar İmalatçıları Derneği (ECİD) Dijital Türkiye Platformu’nu oluşturmuşlardır.

Bilgi ve İletişim Teknolojileri’nin sosyal ve ekonomik potansiyelini maksimize ederek gerçekleştirilmesi için stratejik ve politik düzeyde gerçekleştirilecek eylem planı ile ulaşılmak üzere belirlenen “Sayısal Tek Pazar”, “Birlikte Çalışırlık ve Standartlar” , “Güven ve Güvenlik”, “Hızlı ve Ultra Hızlı İnternet Erişimi”, “Ar-Ge ve İnovasyon”, “Sayısal Okuryazarlığı, Becerileri Geliştirme” ve “AB Toplumuna BİT ile Yarar Sağlama” başlıklı 7 alanda çalışmalar başlatılmıştır.

Bizde bu konuda çalışma yapıp bir rapor hazırladık. https://dijitalgundemtr.files.wordpress.com/2014/08/dijital-gc3bcndem_final-rapor_22102014.pdf linkinden erişebilirsiniz.

 1990'lar sonrasında Web 2.0'a geçişle durağandan dinamiğe geçen internet yalnızca yaşama hız ve dinamizm kazandırmakla kalmamış wiki, sosyal ağ, sosyal medya gibi kavramların da girmesine yol açmıştır. Dünya'da internet kullanıcı sayısı 2012'de yaklaşık 2,5 milyar iken ve dünya nüfusunun %34,3'ünü oluştururken (Yamamoto, Şekeroğlu, 2014) 2014'de bu rakam 2,9 milyara ve nüfus bakımından da %40'lı rakamlara ulaşmıştır. Bu çok hızlı ilerleme elbetteki bireyleri olduğu kadar ülkeleri, devletleri de etkilemektedir. Avrupa Birliği bu konuda geri kalmamak ve liderlik etmek için AB Dijital Gündemini oluşturmuş ve çok önemli gördüğü ve öncelikli ele aldığı konuları , “akıllı”, “sürdürülebilir” ve “farklı grupları içerecek” şekilde belirlemiştir. Avrupa Birliği buna yönelik olarak 20-64 yaş arası istihdamın %75’e çıkması, Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payının %3 olması, sera gazı salımlarının %20’ye inmesi, enerjinin %20’sinin yenilebilir enerjilerden sağlanması, enerji verimliliğinde %20 düşüş sağlanması, erken yaşta okul bırakma oranının %10’un altına inmesi, nüfusun en az %40’ının lise eğitimi bitirme yaşının 30-34 olması ve fakirlik ve sosyal içerme riski taşıyan insanların 20 Milyonun altına inmesi gibi beş ana hedef ortaya koymuştur. Bu hedeflerin hepsine hizmet edebilecek kapsamda olan Bilgi ve İletişim Teknolojileri “Akıllı Büyüme” inisiyatifi altında Avrupa için Dijital Gündem olarak ele alınmaktadır. Avrupa Dijital Gündemi’nin hedefi 2020 yılına kadar bu 5 ana hedefe hizmet etmek üzere oluşturulmak ve Avrupa’da bir Bilgi ve İletişim Teknolojileri ivmesi yaratmaktır. Türkiye’de benzer şekilde uyum faaliyetlerini gerçekleştirmek ve AB’nin politikalarını izleyerek kendi bilgi teknolojilerini geliştirmesi için ise Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), Türkiye Bilişim Derneği (TBD), Türk Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD), ve Elektronik Cihazlar İmalatçıları Derneği (ECİD) Dijital Türkiye Platformu’nu oluşturmuşlardır. Bilgi ve İletişim Teknolojileri’nin sosyal ve ekonomik potansiyelini maksimize ederek gerçekleştirilmesi için stratejik ve politik düzeyde gerçekleştirilecek eylem planı ile ulaşılmak üzere belirlenen “Sayısal Tek Pazar”, “Birlikte Çalışırlık ve Standartlar” , “Güven ve Güvenlik”, “Hızlı ve Ultra Hızlı İnternet Erişimi”, “Ar-Ge ve İnovasyon”, “Sayısal Okuryazarlığı, Becerileri Geliştirme” ve “AB Toplumuna BİT ile Yarar Sağlama” başlıklı 7 alanda çalışmalar başlatılmıştır. Bizde bu konuda çalışma yapıp bir rapor hazırladık. 

16 Kasım 2013 Cumartesi

Crowdsourcing Nedir?

Crowdsourcing ortak aklın ve değerlerin oluşturulduğu ve bunlardan fayda yaratılması amaçlanan bir bilgi kaynağı stratejisidir. 

Aslında temeli kısmen imeceye dayanır.  İmece bir topluluk içinde belirlenen işlerin gönüllü ya da zorunlu olarak ve elbirliği içinde yapılması olarak tanımlanmaktadır. Crowdsourcing bunun gönüllülük çerçevesinde internet şebekesi sayesinde tüm dünyaya ve kamuoyuna açılmasını ve daha geniş bir kitleden ortak aklın sağlanmasını getirir. 

Crowdsourcing sayesinde kamuoyu otomatikman oluşacak ve konuya ilgili bireylerin desteklediği bir ortak akıl yapısı meydana gelecektir. Ortak akıl ile sinerjik bir işleyiş meydana geldiğinden herkesin kazançlı çıktığı bir yapı meydana gelebilecektir.

Bununla ilgili güzel bir kitabı sizlere tavsiye edebilirim.
Jeff Howe'ın crowdsourcing adlı kitabı 
http://www.kocsistem.com.tr/tr/crowdsourcing.aspx

Hepinize iyi okumalar!!!

20 Aralık 2012 Perşembe

Dijital Devrim

(Eski bir makale)

Çoğu zaman teknolojinin insanı yalnızlaştırdığından dem vurulur. Makineler ve teknolojik buluşlar sayesinde hayatımız kolaylaşıyor ve giderek başkalarına daha az ihtiyaç duyuyoruz. Bu durum da bizi yalnızlığa itiyor. Acaba gerçekten bunu söyleyebilir miyiz? Teknoloji, kendi kendimize yetmemizi ve gittikçe başkalarına ihtiyaç duymadan yaşamamızı sağlıyor; ama, yine de önemli bir olguyu göz ardı edemeyiz: İnsan sosyal bir varlıktır ve mutlaka toplum içinde olmaya ihtiyaç duyar. Bir başka deyişle, teknoloji fiziksel ihtiyaçlarımızı karşılamamızı kolaylaştırıyor ama sosyal ihtiyaçlarımızın karşılanması için topluma ihtiyacımız var.

Birçok anne-baba çocuklarının eve kapanıp saatlerce bilgisayarın başında vakit geçirmesinden şikayetçi. Bu konuda benim bile deneyimim var. Bunu paylaşmak istiyorum. Kişisel bilgisayarların ülkemize ilk geldiği dönemlerdi. Yani, seksenli yılların başları. O dönem 13-14 yaşlarındayım ve babama Commodore 64 aldırmak için ne kadar yalvardığımı bugün gibi hatırlıyorum. Sonunda bilgisayarım oldu ve tabii saatlerce oyun oynamaya başladım. Ailem bu durumdan hiç hoşlanmıyordu ve yaz tatilinde arkadaşlarımla dışarı çıkıp gezmemi söylüyorlardı; ama dinleyen yok. Saatlerce bir başıma bilgisayar oyunu oynasam da aslında arkadaşlarla birlikte bilgisayar oyunu oynadığım zamanlar en çok eğlendiğim zamanlardı. Zaten, anı paylaştıkça insanın mutluluğu artıyor.
Günümüzde de durum farklı değil. Birçoğumuz günün önemli bir bölümünü bilgisayar karşısında geçiriyoruz. Tabii bu zaman diliminin tümünü işimiz için harcadığımızı söylemek doğru olmaz. Gün içinde iş ve kişisel mesajlarımızı kontrol ederiz, sosyal paylaşım sitelerine gireriz, hatta online oyun oynarız. Görüldüğü üzere, teknolojinin en önemli buluşlarından biri olan bilgisayar ve internet bizi toplumdan soyutlamıyor; tam tersine sosyalleşmemize katkıda bulunuyor (fiziksel olarak bulunduğumuz toplumdan, yani birlikte yaşadığımız insanlardan soyutladığı gerçek, örneğin ben bu yazıyı yazarken 1,5 yaşındaki oğlum onunla ilgilenmediğim için avazı çıktığı kadar bağırıyor).
Ama insan, sosyalleşme ihtiyacını giderek daha fazla internet yoluyla sağlıyor. Üstelik bu sosyalleşme sıradan olmaktan çıktı; internet yoluyla örgütlenme safhasına geçildi. Bu yılın başlarından itibaren Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde yaşanan halk hareketlerinin, isyanların başlamasında ve muhaliflerin örgütlenmesinde sosyal paylaşım sitelerinin önemli bir rolü bulunuyor. Kimilerinin Arap Baharı olarak adlandırdığı bu halk hareketlerinde hiç kuşkusuz gizli servislerin de katkısı var. Son olarak Wall Street’i İşgal Et Hareketi’nde de gördüğümüz gibi sosyal paylaşım siteleri büyük kitleleri harekete geçirebilecek bir platform haline geldi (güç demiyorum; çünkü, kitlelerin harekete geçmesinde sosyal paylaşım sitelerinin yönlendirici bir fonksiyonu yok). ABD’de nüfusun yüzde birinin toplumsal refahın büyük bölümünü almasına bugüne kadar önemli bir tepki göstermeyen Amerikalılar, son krizle birlikte işlerini kaybedip hükümetin de işsizlerin ve yoksulların durumunu düzeltmek için önemli kararlar almaması üzerine artık kitlesel olarak başkaldırıyorlar. Bu hareket, Mısır, Tunus, Libya, Yemen, Suriye gibi ülkelerdeki halk hareketleri gibi isyana dönüşmez belki ama, seçimler öncesinde Obama hükümetinin bu hareketin taleplerine kayıtsız kalamayacağını düşünüyorum.
O yüzden bütün ülkelerde politikacıların bunu dikkate alması gerekir. Kitlesel iletişimdeki bu değişimi ve internetin, halk hareketlerindeki önemli rolünü artık sol düşüncenin de kavraması gerekiyor. Toplumsal yapı hızla değişiyor. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte, emek yoğun sektörler biçim değiştirerek el emeğinden beyin çalışmalarına doğru kayıyor ve sermayenin fiziksel çaba gösterilen emeğe talebi azalıyor, diğerine ise daha fazla ilgi sağlanıyor.
Bilgi toplumuna uygun nitelikteki emeğini satarak geçinenler, hizmet sektöründe yoğunlaşmaya başladılar. Böylece, iyi eğitim almış beyaz yakalı emekçilerin sayısı artarken, mavi yakalıların sayısı azalıyor. Üstelik, beyaz yakalıların büyük bir bölümü sendikalı da değil ve sosyal haklar bakımından mavi yakalılardan bile kötü durumdalar. Örneğin, özel sektörde bankada çalışan bir uzman, fazla mesai yaptığı için ek ücret alamıyor. Sol düşünce, artık emekçi hakları deyince sadece mavi yakalıların değil, beyaz yakalıların da hakları olduğunu ve onların haklarının da savunucusu olmaları gerektiğinin ayırdına varmalı. Sol düşüncenin halk hareketlerinde  ihtiyaç duyduğu büyük halk kitlelerine ulaşmanın en kolay ve ucuz yolu ise internet. Kısacası, bu yüzyılda (daha yakın bir zamanda olacağına dair bir işaret göremiyorum) bir devrim olacaksa “Dijital Devrim” olacak.
MURAT KAYKUSUZ

14 Ağustos 2011 Pazar

Global Village 3

Çok ilginç bir şey var kitapta. Bu kitap Marshall McLuhan'ın son kitabı. Aslında konuya nerede başlayıp nasıl sürdürdüğünü felsefi konularla nasıl birleştirdiğini eğitim ve düşünce evrimini nasıl yorumladığını görmek mümkün aklımda acaba kitabı bitirmeden önce diğer kitaplarını mı okusaydım konusu geçiyor.

Okuduklarımdan ilgi çekici noktaları olan konulardan birkaç örnek verebilirim.

Görsel kültürün parçalara ayrıldığını akustik (işitsel) kültürün ise bütünleştirdiğini söylüyor. Ortaçağ dışındaki dönem haricinde geçmiş dönem ve şimdiki dönemde benzerlik olduğundan bahsediyor. Balililer'in söylediği 'bizde sanat yok biz yapabildiğimiz herşeyi yaparız' sözüyle konuyu bağdaştırıyor. Oysaki ortaçağda ve rönesans döneminde sanatçı denince çok özel farklı insanlar akla gelirdi. Günümüzün sanatçısı da sıradan insana dönüşmüştür (McLuhan ve Powers, s.15).

McLuhan'a göre bu manada günümüzdeki her birey bir sanatçı-doktor, yönetici,...dir. Bir reklam vardı çok güzel 'benim annem hem doktor hem hemşire hem..... diye devam eden onu aklıma getirdi.

Geçen gün tatil yerinde babam rahatsızlandı acil hastaneye götürdük sonra hemşire doktorun istediği bir ilaç ismi verdi bulmak üzere çevredeki eczanelerde ve depolarda aradık, ilaç yoktu bulamadık neyse birkaç ilaç ile 6 saatlik bir gözetimden sonra acilden çıktık. Babamın rahatsızlığı 2-3gün daha devam etti en sonunda en iyisi İstanbul'a gitmek derken aklıma neden bu kadar bilgisayar kullanırken internetten bu hastalıkla ilgili birkaç şey araştırsam iyi olur diye fikir belirdi.

İnternete bağlandım ve rahatsızlığı yazdım ilk 3 sıradakiler bir işe yaramaz bilgiler veriyordu ama 4. ve 5. sıradakiler hastalığı nasıl olduğunu tedavi yöntemlerini bilimsel dille anlatıyorlar ve hastanede ilk gün elime iliştirilen ilacın tedavi edici özelliğinden bahsediyorlardı.

Babam yola çıkmadan önce bir daha şu ilacı bulsak iyi olur düşüncesiyle Akçay'da bu sefer yazlığa yakın çevrelerde aramaya karar verdim. İki gün önce hiçbir eczane ve depoda olmayan ilaç çeşitli doz seçenekleriyle ilk girdiğim eczanede vardı. Hemen orta boyunu aldım. İlacı içince daha 2 saat geçmeden etkisini gösterdi.

Tabii ilk yazılan ilaç ismi yol gösterici olmuştu ama niye hastanede yazılan reçetede yoktu? Niye ben daha önceden bu işi yapmadım diye oldukça hayıflandım. O zaman insan bazen doktor bazen hemşire bazen öğretmen bazen yayıncı oluyor. Şu anda sanki ben üçünü de gerçekleştiriyorum.

Bu arada meslekler de biçim değiştirmeye başlıyor. Abelese göre (2011) gelecek 30 yılda işlerin %65'i şimdiye kadar bilinmeyen işlerden oluşacak yani herkesi yeni ve farklı iş ortamları bekliyor.


15 Şubat 2011 Salı

Life 2.0

Life 2.0 ya da tercümesiyle Hayat 2.0 İstanbul bağımsız filmler festivalinde vizyona giriyor. İnternetin üç boyutlu sanal alemi ‘İkinci Hayat’, ne kadar oyun, ne kadar gerçek? konularını sorgulayan ilginç bir film gitmeyi düşünüyorum doğrusu.

Detaylar http://2011.ifistanbul.com/tr/Movie/life-2.0#

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Sosyal Medya, Oyun ve E-posta


Sosyal medya ve şebeke kavramı ciddi bir şekilde yaşamımızın içersine kaynaştı artık neredeyse büyükanne ve büyükbabalara kadar internete erişebilen herkesin bir facebook, myspace, hi5, linkedin, plaxo, deviantart gibi sitelerde farklı amaçlarla girdiği topluluklar yer alıyor.


Geçen gün bir arkadaşımın kızının facebook adresinden tarafıma farmville'de oynamaya çağrılıyorum kimisi fishvillede bunlar sadece çocuklarla sınırlı kalsa tamam diyeceğim ama erişkinler de bu tip oyunlara çok eğilimliler.


ABD'de Nielsen http://www.nielsen.com/ tarafından yapılan bir araştırmada webde en yoğun zamanın sosyal ağlarda, oyun oynayarak veya e-postalara bakılarak harcandığı belirlenmiş.

2009 Haziran ayı itibarıyle İnternette sosyal ağlarda harcanan zamanın %22.7si 906 milyon saate tekabül ediyor. Haziran 2010 itibarıyle Çevrimiçi (Online) oyunlar ise % 10.2 ya da 407 milyon saate tekabül ediyor bir yıl öncesi bu oran % 9.3 belirlenmiş.


Bu anlamda e-postalar için ise Haziran 2010 döneminde 8,3 yani 329 milyon saat harcanmış. Amerika'da (ABD) mobil internet kullanıcıları PC kullanıcılarına göre e-postalamada daha farklı bir davranış kalıbı içersinde oldukları belirlenmiş . Haziran 2010 döneminde E-posta %41.6 ile mobil kullanıcıların zamanı en yoğun kullandığı hizmet olarak belirlenmiş, sosyal ağlar içinse mobil Internette %11.6 lık bir zaman ayrıldığı tespit edilmiş. Bu tabii ki daha da gelişecek telefonların yetenekleri ve 3G 4G gibi teknolojilerin kullanımı sayesinde PC'lerin çok daha ötesine geçecek çünkü PC'ye göre her an heryerde bulunabilirlik durumu etkileyecek.


Pazarlamacıların giderek gözünü diktiği alanlar da yine bunlar, hepinize bu sıcaklarda iyi bir gün dilerim.


12 Şubat 2010 Cuma

IPTV

http://vimeo.com/7452944


IPTV çok enterasan bir yaklaşım, internet temelli ama giderek mobile yaklaşan teknolojilere dönüşüyor. Bizde de konuyla ilgili IPTV derneğinin tanıtım videosudur. Konu çok ilginç ve desteklemek gerekiyor.

İnternet reklamcılığı özellikle lineer yayından nonlineer yayına geçtiği vurgulanıyor. Bu reklamcılık sektörünü ciddi şekilde etkileyip değişecek.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Oyun, Internet, Advergame ve Mobil Oyun

Oyun, Internet, Advergame ve Mobil Oyun başlıkla makalem Pi Dergisi Yaz Sayısında
(2009/03)s. 17-21.

Makalemde kısaca oyunun insanlar için vazgeçilmez bir öge olduğundan yola çıkarak geçmişten günümüze bazı temel niteliklerin değişmediğini ancak internette oyun sayesinde interaktif bir reklam mecrasının oluştuğunu irdelerken mobil cihazların giderek daha fazla hayatımıza girdiği bugünlerde mobil oyun ve özelliklerinden de yararlanılmaya başladığını vurguluyorum.

Ayrıca advergame'in pazarlamada son derece önemli bir kavram olduğunu da vurguluyorum. Aslında advergame mobil pazarlama açısından da yüksek potansiyeli olan bir ürün olarak değerlendirilmelidir.

21 Mayıs 2009 Perşembe

Mobil Mesaj Kullanıcılarının Alışkanlıkları

Vlingo tarafından yapılan bir araştırmaya göre (Consumer Mobile Messaging Habits Report)ABD'de %54 olan yazılı mesaj gönderme oranı bütün yaş grupları için yaklaşık %60'a yükselmiştir.

ABD'de 2008 yılında bütün gençler ve yirmi yaş grubundakiler %85 oranında mesajlaşmaktadır.2009'da bu oran %94'lere çıkmıştır.
40'lı yaşlardaki kısa mesajla iletişim kuran kullanıcı sayıları da %56'dan 64'e yükselmiştir.
50'li yaşlardaki yazılı mesaj kullanım oranı ise %38'den %46'lara kadar çıkmıştır.
Kısacası mobil telefonlarda yazılı mesajlaşma oranı konuşmaya göre daha yoğun bir şekilde kullanılmaya başlamıştır. Mobil veri hizmetlerdeki popülerliğe rağmen kullanıcıların %44'ü fiyatları yazılı mesajlaşmada bir engel olarak görmektedir. Maliyetlerle ilgili olan bu oran cep telefonuyla internette gezinme'de %59 ve mobil bir e-mail adresi almada %53 oranında engel olarak düşünülmektedir.
Mesajlaşmayı kullanmayanların %27'si küçük bir klavye ile yazı yazmanın bir engel teşkil ettiğini belirtirken %37si ise yazma işleminin uzun sürmesini engel olarak gördüklerini ifade etmektedir.

ABD'de pek çok eyalette koyulan kanunlara uymayan sürücülerin sürüş esnasında mesaj yazarken veya alırken kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır (%26).

Kaynak: http://www.marketingcharts.com/interactive/tennessee-boasts-most-drivertexters-9187/?utm_campaign=newsletter&utm_source=mc&utm_medium=textlink

7 Nisan 2009 Salı

Oyun, Mobil Oyun, Mobil Pazarlama

Oyun ve oyun sektörü binyıllardır insan yaşamında etkili olmuştur. İnternet ve mobil teknolojiler gibi yeni teknolojiler sayesinde mesajların verilmesi, mesajlara ilgi çekilmesi ve çeşitli pazarlama çabalarının gerçekleştirilmesi anlamında da oyunlar önemli katkılar sağlamaktadır.

Robertson’a (2007) göre insan beyni bilgiyi öğrenmeyi çok sevmekte ve bağlantılar kurmak harita çıkarmak gibi özelliği bulunmaktadır. Oyunlar da bunu sağlayabilecek araçlardan biridir.

Günümüzde oyun ve oyuncak gibi kavramlar ise bilgisayar, Atari, PSP, Nintendo, mobil telefon gibi araçlar sayesinde çok daha farklı bir boyuta taşınmaktadır. Üstelik reklamcılık ve pazarlama konusunda oyunlar ilgi çekmek gibi çeşitli amaçları gerçekleştirme açısından giderek daha fazla önem kazanmaktadır.

Mobil oyunlar mobil eğlenceye dahil edilen unsurların başında gelmektedir. Aslında sosyal şebeke ortamında oyun oynamak amaçlı biraraya gelmek de bu kavramın içinde yer almaktadır. Mobil eğlence de kendi içinde bireysellik, yaş, kullanıcı sayısı, eş zamanlı olup olmama gibi özellikleri bakımından çeşitli kategorilere ayrılabilmektedir.

Mobil oyun hem eğlendiren hem de öğretici fonksiyonları olan ve insanların sürekli yanında taşıdıkları bir araçla sunulabilen bir yapıdadır. İnsanların vakit geçirme istekleri üzerinde etkili olurken blueooth gibi araçlar sayesinde yer bazlı oyunlarla ve benzeri kurgular oluşturarak çok farklı oyun ve pazarlama seçeneklerine doğru bir gidişat sözkonusudur.

Mobil pazarlamacılar bu yeteneği önümüzdeki günlerde sıklıkla kullanacaklardır.

13 Şubat 2009 Cuma

GSMA Mobil Dünya Kongresi Barcelona'da yapılıyor

GSMA Mobil Dünya Kongresi 16-19 Şubat tarihleri arasında Barcelona'da gerçekleşiyor. Mobil hizmetlerin 2009 yılında artarak gelişeceğini ifade eden uzmanlar özellikle bir takım katma değerli zincirler eklenmesi sayesindemobille web arasındaki mesafenin azalacağını ifade ediyorlar (http://www.msnbc.msn.com/id/29181110/)Bu yılki kongreye mobil endüstriden 50.000'den fazla karar verme kategorisinde kişinin katılacağı bekleniyor. Bazı beklentiler ise aşağıdaki gibi:

Firmalar kendi hedefledikleri müşterilere gerek mobil ve gerekse internet yoluyla kolayca ulaşabilecekler.

Geliştirilen ve internet sayesinde çok popüler hale gelen sosyal şebekeler mobil yardımıyla farklı bir yapıya bürünecekler.

Yepyeni mobil oyunlar yaşamın daha içinde elimize gelecekler.

Pazarlamacılar da müşterilerine daha kolay ulaşıp hitap edebilecekleri promosyonlarını daha etkili kılacakları içerikler konusunda daha yoğun olarak hareket etmek zorunda kalacaklar.

7 Şubat 2009 Cumartesi

Mobil Telefonlar Internetin Geleceği

Bugün Tübitak'ın Bilim ve Teknik Dergisini karıştırırken, Internetin Geleceğine ilişkin olarak bir makaleyle karşılaştım.

http://www.networkworld.com/news/2008/121508-pew-report.html

2020'ye gelmeden internet erişimini birincil sağlayan gerecin cep telefonları olacağı öngörülüyor. Kolay kullanım sayesinde bir çok kişi içinse tek seçenek olacak gibi görünüyor. Pew raporundan yapılan alıntılarda uzmanların %55'i insanlar arasındadi etkileşimin sanal dünya ve başka arıtılmış gerçeklik türleriyle oluşan yapay alanlarda süreceği ve rutinleşeceği görüşü vurgulanıyor.

Hani okuma-yazma öğrenirken öğretmenlerin kalıcı olsun diye hafızaya girsin diye yaptıkları "Havada yazma" sanal klavyelerle yaygınlaşacak.

Ama 2020'ye kadar ciddi değişimlerin bizleri beklediği kesin.

27 Kasım 2008 Perşembe

Wild Wild Web/ Wild Wild Wireless

Internet insanların yeni yaşam ortamlarından biridir. Ayrıca bu ortam hergün yeni çıkan gelişmelerle çılgın ve karmaşık bir hale dönüşmektedir. Sürekli artan web siteleri ve seçenekler yeni çılgın fikirlerin doğmasına sebep olmuştur. Aynı zamanda çılgınca bir veri artışı meydana gelmiş internet adeta bir veri ve bilgi çöplüğüne dönüşmüştür. Bu aynı zamanda savunmasız ve bilinmeyen bir ticari dünyadır. Ticaretin kişi bazına kadar indirgenebildiği ve kişilerin çoğu zaman bağımsızca ve özgürce hareket edebildiği yırtıcı ortamları oluşturmaktadır.

Şimdiyse ticaretin daha da bireyselleştiği ortam olan "mobil pazarlama" yukarıdaki çılgınlığı cebimize kadar taşıyor. Bu yeni ticari ortam henüz keşfedilmemiş pek çok alanı içeriyor bunların bazıları insan ölçeğinde zarar verici olsa da farklı bir ticari dünya cebimizde!! Buradaki bir avantaj koruma sistemlerinin internetten daha hızlı ve fazla geliştirilebilecek olması ve servis sağlayıcılarının da bir tür aracılık görevi görmesidir. Tabii bir de lüzumsuz rahatsızlık veren SMS'ler de konuya dahil edilebilirler...

Acaba hangisi daha vahşi? Web mi cep mi?

15 Kasım 2008 Cumartesi

Artık tanışmak mobil, evlenmek mobil

İnternet üzerinde çöpçatanlık siteleri çok büyük bir yer kaplıyor. Çünkü insanların biraraya gelmeleri gerçekten büyük ihtiyaç. Aynı ihtiyaç televizyondaki izdivaç programlarında da görülüyor. İnsanlar kendilerine uygun eş bulmakta güçlük çekiyorlar.

Artık bu iş için de cep telefonları işe yarar bir gereç. Çünkü belli yerlerde verilen hizmet sistemiyle Location Based Services) birbirine uyumlu olarak nitelendirilebilecek kişilerin belli bölgelerde olduğu o kişileri kabul edip etmeyeceğine dair izin alınmasıyla biraraya getirilerek tanışması sağlanabilmektedir. Bu çöpçatan sitelerinin bir anlamda mobile taşınabileceğini de gösteriyor.
Ama iş bununla kalmıyor artık 1530'a mesaj atanlar İstanbul'da evlenme işlemlerini mobil telefon üzerinden başlatabiliyor. (http://www.haberteknoloji.net/tag/istanbul-buyuksehir-belediyesi). Dünya giderek ilginç hale gelmeye başladı ne dersiniz?
Aslında Yer Bazlı hizmetler "Location Based Services" sadece bununla kalmıyor pek çok kişiye aradığı arkadaşını veya bir yeri kolayca bulmasının yolunu gösteriyor. Bu tür hizmetler 3N'ye geçişle beraber çok daha etkin kullanılabilecek ve "mobil pazarlama"ya yeni kapılar açılmasını sağlayacaktır.

5 Eylül 2008 Cuma

Mobil Sağlık

Sağlık hizmetlerinin kökeninde bir hareketlilik söz konusu. Çünkü ya hasta doktora geliyor ya da doktor hastasına. Ayrıca ambulans, laboratuvar gibi sağlık hizmetleri de genelde bir hareketlilik içeriyor.

Mobil sağlık sistemi şu aşamada Edremit Devlet Hastanesi'nde başarıyla uygulanıyor. Bu hizmetle ilgili haber linkte yer alıyor http://www.haberler.com/edremit-devlet-hastanesi-nde-kuyruk-cilesine-son-haberi/

Üstelik benzer hizmeti internetten de verebilmekteler. Ancak internet erişimi sanırım altyapıdaki yetersizlikler yüzünden çok başarılı görünmüyor. Ama mobil randevulaşma mükemmel çalışıyor. Üstelik cep telefonuyla randevu alan kişiye randevu günü ve saati hatırlatılıyor. Burada insana gerçek bir değer verildiği ve fayda yaratıldığı açık.

Bu sayede Türkiye'de hastanelerde görülen en büyük sorunların başında gelen kuyruk çilesine de son verilmiş oluyor. Mobil hizmet kanalıyla istenilen doktordan randevu kolayca alınabiliyor.

Dilerim ki bu hizmet tüm hastanelerimize yaygınlaşır. Bu gibi artılar sayesinde medeniyete daha kolay ulaşabiliriz.

13 Haziran 2008 Cuma

Internette Reklam verenler çoğalıyor


ABD'de 2008 yılının ilk çeyreğinde reklam harcamalarının 2007'nin aynı dönemine oranla yalnızca %0.6 arttığı belirtilmektedir. TNS Media Intelligence'in açıklamasına göre Network TV ise geçen iki yılın en yüksek oranını elde etmiştir. Belirtilen periyodda en büyük reklam veren Procter and Gamble (http://www.pg.com/en_US/index.jhtml) olmuştur. http://www.marketingcharts.com/television/us-advertising-expenditures-increase-06-in-q1-4915/tns-measured-ad-spend-growth-by-medium-1q08jpg/
Internetten reklam harcamaları ise %8,5 artmıştır. Bu gelecekte internet ve mobil medya potansiyelinin ne kadar genişleyebileceğinin habercisidir.

2 Haziran 2008 Pazartesi

Mobil telefon, hız, yaşam, ölüm

Bugün 1 Haziran 2008, güneşli ve çok sıkıcı olmayan bir gün gibi bir başlangıç yapıyor sonra iş yerine geliyorsunuz. İş yerinizde çok yakın bir arkadaşınızın ağabeyinin vefat ettiğini öğreniyorsunuz. Şimdi ne yaparsınız?

Tabii ki hemen cep telefonunuza sarılır arkadaşınızı durum teyidi için ararsınız. Çünkü İstanbul gibi bir kentte genelde mekanlar birbirinden uzak. Eskiden bu uzak mekanlardan haber almak ancak telefonla ya da diğer kişiler vasıtasıyla oluyordu. Ama artık hiçbir aracıya gereksinim duyulmaksızın doğrudan aranılan kişiye ulaşmak mümkün hale geldi.

İşte cep telefonunun sosyalleşmedeki faydalarından biri. Direkt ötekine ulaşmak, hatta statü, sınır, yer gibi unsurları da ortadan kaldırıyor. Eğer numarayı biliyorsan çevirip karşındakine ulaşabiliyorsun. Bu kimi zaman bir şampiyonluk ya da ders geçmenin haberi gibi sevinç kimi zaman da yukarıdaki gibi üzüntülü konuları ulaştırıyor. Ama bütün araçlardan daha hızlı, hatta internetten bile çünkü onu açmak ve mesajları gönderip almak için süre harcanırken burada bir numara hatta kayıtlı ise tek tuşa basarak bile gerçekleşiveriyor.